1. Güvenli
Sürüş Nedir?
Karayolu taşımacılık sisteminin temel amacı, insanları ve eşyaları, verimli ve
güvenli olarak, bir yerden diğerine taşımaktır. Karayolu ile (özellikle
otomobillerle) seyahat, şehirlerarası ve şehir içi ulaşımında, hayatımıza büyük
kolaylık, rahatlık ve zevk getirmiştir. Ancak, trafik kazaları ve tıkanıklıklar
yüzünden, sürücü-taşıt-yol sisteminin işleyişindeki bozulma, özellikle ülkemizde
olmak üzere, tüm dünyada karayolu ulaşımını çok önemli bir sosyal problem haline
getirmiştir.
Ülkemiz, araç başına düşen kaza ve ölü sayısı bakımından
oldukça kötü durumdadır. Uluslararası Yol Güvenliği Teşkilatı'nın 1996
istatistiklerine göre, Türkiye'de her 10 000 araca düşen yıllık ölü sayısı 75
iken, Fransa'da 33, Almanya'da 19, Japonya'da 15 dir (1). 1997 yılında ülkemizde
meydana gelen toplam 387 533 trafik kazasında, 5125 kişi hayatını kaybetmiş, 106
246 kişi yaralanmış ve 860 248 465 000 000 TL 'lik maddi hasar meydana gelmiştir
(2). Bu kazaların 272 989 adedi çarpışma, 44 155 'i duran araca çarpma, 22 692
'si sabit cisme çarpma, 14 316 'sı yayaya çarpma ve 9 555 'i devrilme, 3081 'i
trene çarpma, 1815 'i hayvana çarpma, 15 563 'ü yoldan çıkma ve 367 'si araçtan
düşme şeklinde olmuştur. Trafik kazalarındaki bu kötü bilanço, ülkemiz
insanlarının bu konuda ne kadar bilinçsiz ve eğitilmelerinin ne denli önemli
olduğunu vurgulamaktadır.
Trafik
kazası, karayolunda hareket halinde olan bir veya birden fazla taşıtın
karıştığı, ölüm veya yaralanma ve maddi hasarla sonuçlanan olay olduğuna göre,
her ne sebeple ve hangi kusurlarla olursa olsun, trafik kazaları taşıtlarla
yapılmaktadır. Bu yüzden, taşıt tasarımcıları öncelikle kazaların önlenmesi ve
bu mümkün olmadığı takdirde kaza sonrası kayıpların azaltılması için, taşıt
üzerinde alınabilecek koruyucu önlemler konusunda yoğun çaba harcamaktadırlar.
Bu çalışmada, trafik kazalarını ve kaza sonrası kayıpları azaltmak amacıyla
taşıtlarda uygulanan ve uygulanması yararlı görülen sistemler tanıtılarak,
değerlendirilmiştir.
2.
Trafik Güvenliği
Trafik
güvenliği, Şekil 1 'de de açıklandığı gibi, çevre, taşıt ve insanın etkileşimi
sırasında ortaya çıkabilecek muhtemel sorunları, çözüm önerilerini ve
geliştirilen yöntemleri içeren çok yönlü bir konudur.
2.1
Yol
Yolun geometrisi, yapım
kalitesi ve bakımı, geçit ve kavşakların varlığı ve kullanışlılığı, trafik
kontrol ve işaretlerinin yerleri, sürekliliği ve görünürlüğü ve sürüş
ortamlarının çeşitliliği, sürücü performansını ve taşıt tasarımını etkileyen
önemli faktörlerden bazılarıdır. 1997 yılı istatistiklerine göre, ülkemizde
meydana gelen trafik kazalarındaki kusurların 28 'i (% 0,03) yol kusurlarından
kaynaklanmıştır (2).
2.2 İnsan
Sürücü psikolojisi üzerinde yapılan
ilk araştırmalar, sürekli kaza yapanların problemin sadece küçük bir bölümünü
oluşturduğunu, kazalara karışanların büyük çoğunluğunun sadece bir kaza
yapanlardan oluştuğunu göstermektedir (3). Bu sonucu doğuran en önemli sebepler,
normal sürücünün yanlış karar verme veya yanılmaları ile sürücünün yeteneklerini
aşırı yükleyen diğer faktörlerdir. Bilindiği gibi kazalar, beklenmeyen,
planlanmamış olaylardır.

Şekil 1 Trafikteki güvenlikle ilgili terimler ve etkileyen
faktörler(4)
Kazaların muhtemel nedenleri,
başta eğitim noksanlığı olmak üzere, karşı karşıya olunan riskin yeterince
farkında olunamayışı, yorgunluk, hayal kurma, dikkatsizlik, ihmalkârlık,
vurdumduymazlık, konsantrasyon bozukluğu ve kurallara gereken önemin verilmeyişi
şeklinde özetlenebilir. 1997 yılı istatistiklerine göre, ülkemizde meydana gelen
trafik kazalarındaki kusurların 649 955 'i (% 97,3) sürücülerin kişisel
hatalarından kaynaklanmıştır (2). Bu nedenle, güvenli ve verimli bir trafik
düzeninin sağlanması için çözümlenmesi gereken esas problem, çeşitli ve çok
sayıdaki taşıt kullananların eğitimidir.
2.3 Taşıt
-
Teknolojik gelişmelere paralel
olarak, günümüz taşıtlarıyla ilgili geliştirme ve araştırma çalışmalarının
aşağıdaki konularda yoğunlaştığı görülmektedir (5):
-
Teknolojik buluşlara bağlı olarak
performans, yakıt ekonomisi, çevre koruma, güvenlik, konfor ve güvenilirlik gibi
bütün klasik fonksiyonların daha da geliştirilmesi,
-
Elektronik, alternatif malzeme,
yeni deney ve imalat yöntemleri gibi yeni teknolojilerin geliştirilmesi,
-
Otoyolların tıkanması, şehirlerdeki
hava kirliliğinin artması gibi trafik problemlerine, uzun süreli sürekli
çözümlerin üretilmesi.
Trafik
kazalarının çok düşük bir yüzdesi taşıt kusurlarından kaynaklansa da, insan
hayatı çok önemlidir. 1997 yılı istatistiklerine göre, ülkemizde meydana gelen
trafik kazalarındaki kusurların 2725 'i (% 0,40) araç kusurlarından
kaynaklanmıştır (2).
Otomotiv firmaları, daha güvenli taşıt üretme çabasının
oluşturduğu olumlu rekabetle, sürücü ve yolcuların güvenliğine giderek daha
fazla önem vermekte, daha güvenli taşıtı elde etmek üzere çaba harcamaktadırlar.
Taşıt tasarımcılarının,
karşılaştırılabilir taşıt karakteristikleri elde etmek üzere dikkate almaları
gereken verilerden bazıları, sürücülerin duygusal, algılama, motor, yorumlama
gibi, yetenekleridir. Yolların özellikleri de taşıt tasarımını etkileyen
özelliklerdendir. Bunlara ek olarak, sosyal, estetik, yasal, ekonomik ve
güvenlik gibi faktörler de taşıt tasarımını etkilemektedir (6).
Hemen
her taşıt için neredeyse standard sistem haline gelen frenlemede tekerlek
kilitlenmesini önleyici sistemler (ABS - Anti Blocking System), devrilmeyi
önleyici sistemler (ROPS - Roll Over Protection System), hava yastıkları,
emniyet kemerleri, enerji yutucu kasalar, uzay kafes sistemine göre yapılmış
yolcu kabinleri, tamponlar, güçlendirilmiş tavanlar, pedallar, boyunluklar,
rahat koltuklar, çelik barlar, gizlenmiş yağmur olukları ve cam silecekleri,
çarpmayla katlanabilen dış aynalar, keskin olmayan köşeler, ticari taşıtlardaki
yanal koruyucular, güvenlikle ilgili çalışmaların günümüzde uygulamaya konulmuş
sonuçlarından bazılarıdır.
Taşıtlarda bulunan güvenlik elemanları, herhangi bir kaza
ihtimali öncesinde kazanın oluşumunu önleme görevi yapan 'aktif güvenlik' ve
kazadan sonra yaralanma ve ölümleri en az düzeye indirme görevi yapan 'pasif
güvenlik' güvenlik elemanları olmak üzere iki grupta değerlendirilmektedir.
2.3.1 Aktif
Güvenlik
Aktif güvenlik, sürücünün
kazadan kaçınması için, taşıtın kumanda ve frenleme yetenekleriyle,
bilgilendirme sistemleri ve ergonomik olarak yerleştirilmiş kumandalarını
kapsar. Kaza ihtimalinin azaltılması ya da araçların kaza oluşumuna daha az yol
açacak biçimde yapılandırılması, araca daha çok aktif güvenlik elemanlarının
ilavesiyle mümkündür. Aktif güvenlik elemanları, herhangi bir kaza ihtimali
öncesinde, kazadan korunmak için devreye giren veya devrede olan güvenlik
elemanlarıdır. Aktif güvenlik aşağıdaki alt başlıklarda incelenebilir.
2.3.1.1
Sürüş Güvenliği
Sürüş güvenliği,
tekerlek süspansiyonu, yaylanma, yönlendirme ve frenleme yetenekleri bakımından,
uyumlu süspansiyon tasarımının sonucudur ve en avantajlı dinamik taşıt
davranışını yansıtmaktadır.
Günümüzün modern taşıtlarının direksiyon sistemleri,
beklenmeyen yönlendirme düzeltmeleri olmaksızın taşıtın kolay ve güvenli olarak
yönlendirilmesini, direksiyon serbest bırakıldığında da tekerleklerin tekrar düz
duruma gelmesini sağlayabilmektedir.
Yönlendirme kararlılığı konusunda yapılan bir başka
çalışma ise, dört tekerlekten yönlendirmedir. Arka tekerleklerin, yüksek
hızlardaki ani yön değişikliklerinde ve virajlardaki aşırı yönlendirilmesini
önlemek üzere, 1 - 2 derece kadar yönlendirilmesi gerekmektedir. Bu küçük
dengeleme, tutunma sınırına doğru önemli bir güvenlik rezervi sağlamaktadır (5).
Normal
kullanımda taşıtı güvenli ve düzgün bir şekilde yavaşlatmak veya durdurmak üzere
kullanılan servis frenleri, kaza riski olan durumlardaki acil frenleme (panik
frenlemesi) durumlarında, taşıtı en kısa mesafede, doğrultu ve yönlendirme
kararlılığı kaybolmadan durdurabilmelidir. Günümüzün modern taşıtlarında, kaygan
satıhlardaki acil frenleme dahil, frenlemenin mümkün olan en kısa mesafede,
doğrultu ve yönlendirme kararlılığı kaybolmadan başarılması için, tekerlek
kilitlenmesini önleyici sistemler (örneğin, ABS) kullanılmaktadır. Bu
sistemlere, sistemin daha da geliştirilmesiyle, çekiş kontrol yeteneği
(anti-spin) de kazandırılabilmekte ve herhangi bir veya bir çift tekerleğin (ön
veya arka) çekiş sırasında kayması halinde, kayan tekerlek veya tekerleklerin
frenlenerek, kaymalarının en aza indirilmesi sağlanabilmektedir.
2.3.1.2 Şartlara Bağlı Güvenlik
Şartlara bağlı güvenlik, titreşim, gürültü ve iklim
koşullarına bağlı olarak, araçtakilerin streslerini azaltmak yoluyla, trafikteki
yanlış manevra ihtimalini azaltmada önemli bir faktördür.
Tekerlekler ve tahrik elemanları tarafından üretilen ve 1
den 25 Hz 'e kadar olan titreşimler (titretme, sallama, vb.), araçtakilere,
gövde, koltuklar ve direksiyon yoluyla ulaşmaktadır. Bu titreşimler, yön, genlik
ve sürelerine bağlı olarak az veya çok etkilidir.
Koltuklar, sürüş yorgunluğunu olabildiğince
hissettirmeyecek biçimde tasarlanmalıdır.
Taşıtın içindeki veya çevresindeki rahatsızlık verici
gürültüler, iç kaynaklardan (motor, transmisyon, tahrik şaftları, akslar) veya
dış kaynaklardan (tekerlek/yol gürültüleri, rüzgar gürültüleri) kaynaklanabilir
ve hava ya da taşıtın gövdesi yoluyla iletilirler. Taşıtlardaki gürültünün
azaltılması çalışmaları, bir yandan daha sessiz çalışan elemanların
geliştirilmesi ve gürültü kaynaklarının izolasyonunu (örneğin motorun ses
yalıtıcı kılıf içine alınması), diğer yandan da gürültünün yalıtkan veya ses
önleyici malzemelerle sönümlenmesi konularında olmaktadır.
Taşıtın içindeki hava koşulları ise, esas olarak, dış
havanın sıcaklığı ve nemi ile yolcu mahallinden geçen havanın debisi ve basıncı
tarafından etkilenmektedir. Günümüzün modern taşıtlarında, iklimlendirme (air
conditioning) sistemleri kullanılarak, sürücü ve araçtaki yolcuların bu
koşullardan olumsuz yönde etkilenmeleri önemli ölçüde giderilmiştir.
Taşıtın
içindeki hava koşulları ise, esas olarak, dış havanın sıcaklığı ve nemi ile
yolcu mahallinden geçen havanın debisi ve basıncı tarafından etkilenmektedir.
Günümüzün modern taşıtlarında, iklimlendirme (air conditioning) sistemleri
kullanılarak, sürücü ve araçtaki yolcuların bu koşullardan olumsuz yönde
etkilenmeleri önemli ölçüde giderilmiştir.
2.3.1.3
Duyulara Bağlı Güvenlik
Sürücü,
kendisine çevreden sürekli ve kararlı bir biçimde ve genellikle görsel yolla
gelen bilgi akışı içerisinde ilerlemek durumundadır. Duyulara bağlı güvenliği
iyileştirmek üzere, taşıt üzerinde yapılan çalışmalar özellikle üzerinde
yoğunlaşmıştır:
- Aydınlatma ve ışıklı uyarı ekipmanları,
- Ses uyarı elemanları,
- Doğrudan veya dolaylı görüş.
Aydınlatma ve ışıklı uyarı ekipmanlarından olan farlar,
sinyaller, fren lambaları, sis farları, park lambaları, cam ve far silecekleri,
vb. ile ses uyarı elemanları, güvenlik standardlarına uygun olmalıdır.
Cadillac'ın uyguladığı ultrasonik park yardımcısı, taşıt
geriye giderken karşılaştığı, arka tampondan 150 cm uzaklığa kadar ve 25 cm den
yüksek oan sabit objelere karşı sürücüyü uyarmakta ve muhtemel kazaların
önlenmesine yardım etmektedir (7).
Görüşle ilgili daha fazla güvenlik için, gösterge
panosundaki bilgilerin doğrudan görüş alanına getirilmesi amacıyla, HUD
(Head-Up-Display) görüntü yansıtma sistemleri geliştirilmekte, böylelikle göz
yükseltisinin, yol ile gösterge panosu arasında aşağı yukarı değiştirilmesi,
gözün uzak ve yakın mesafelere odaklanması gerekmemektedir (5). Taşıtın
arkasındaki trafiğin izlenmesi için kullanılan iç ve dış dikiz aynalarının
yerine, bu izlemenin daha verimli yapılabilmesi için, kamera ve monitör
kullanımı konusunda çalışmalar da yapılmaktadır. Cadillac'ın uyguladığı infrared
teknolojisi, taşıtın farlarının aydınlatma alanının ilerisinde veya karşıdan
gelen taşıtların farlarının aydınlatma alanının arkasında kalarak görünmeyen
nesnelerin ısıl enerjilerini algılayarak video görüntüsüne dönüştürmekte ve
erken görüş sayesinde muhtemel kazaların önlenmesine yardım etmektedir (7).
Gösterge panosuna, önümüzdeki yıllarda, mesafe uyarı göstergesi, önemli trafik
yönlendirme haber göstergesi, uydu iletişim sistemleri, vb. eklenmesi de
gündemdedir.
2.3.1.4 Kullanım Güvenliği
Sürücünün daha az strese girmesi ve buna bağlı olarak
yüksek dereceli sürüş güvenliğinin sağlanması, sürücü mahallinde yer alan
kontrol elemanlarının en uygun biçim ve konumda tasarlanması ve bunun sonucu
olarak taşıtın kolay kumanda edilmesiyle mümkündür.
Sürüş
güvenliğinin sağlanması konusunda yapılan yeni bir çalışma, güvenli takip
mesafesinin korunmasıyla ilgili, "oto radar sistemi" dir (8). Bununla, uzun
yolculukların daha az yorucu olması, sürücüleri yoran ve kaza riskinin yüksek
olduğu alacakaranlık ve yağışlı havalardaki araç kullanımı da kolaylaşmaktadır.
Radar sistemi, aracın önünde 8° genişliğinde ve 150 m boyundaki koni biçimli bir
alanın içerisinde bulunabilecek 30 kadar nesneyi algılayabilmekte ve önceliği en
yakındaki nesneye vererek, hız ve mesafe bilgilerini kaydetmektedir. Daha hızlı
taşıtlar sorun oluşturmadığından (sollayan araçlar da hızlıdır), sadece aynı
hızdaki ve daha yavaş taşıtlar dikkate alınmaktadır. Oto radar sistemini
kullanan taşıt, sollama şeridine çıkıncaya kadar hızlanamamaktadır. Sistemde
otoyol için belirlenmiş olan güvenli takip mesafesi, 100 km/h hızla seyreden
taşıtlar için 50 m dir. Benzer bir sistem Mercedes tarafından da uygulanmaktadır
(9).
Mecedes'in yakınlık kontrol (Proximity Control)
sisteminde, taşıtın ön ızgarasının içine yerleştirilen küçük bir radar sensörü,
yaklaşık 120 m mesafe içerisinde ilerleyen taşıtları algılayarak, iki taşıt
arasındaki mesafeyi ve taşıtların bağıl hızlarını saniyenin kesirlerinde
hesaplamaktadır. Sistem 35 ... 150 km/h hızlar arasında çalışmaktadır. Radar
ışınları çok kısa bir sürede gidip geldiğinden, sistem öndeki taşıtın hızındaki
ani değişikliği algılayabilmekte ve frenleme ile buna uygun yavaşlama
sağlamaktadır. Koşullar bilgisayarın başa çıkamayacağı kadar çok riskli hale
geldiğinde ise, sürücüyü frenleme yapması için uyarmaktadır.
2.3.2 Pasif
Güvenlik
Pasif güvenlik, bir kaza ile
karşılaşılması durumunda, kazanın olumsuz sonuçlarını olabildiğince azaltmak
amacıyla yapılan bütün yapısal ve tasarım özelliklerini kapsamaktadır. Pasif
güvenliği aşağıdaki alt başlıklarda incelemek mümkündür.
2.3.2.1 Dış
Güvenlik
"Dış güvenlik" terimi, taşıt
tarafından çarpılan yayalar, bisiklet ve motosiklet sürücülerinin
yaralanmalarını en aza indirmek için taşıta kazandırılması gereken tüm tasarım
özelliklerini kapsar. Dış güvenliği belirleyen başlıca faktörler;
- Taşıt gövdesinin deformasyon davranışı ve
- Taşıtın dış biçimidir.
Buradaki temel amaç, taşıtın dış kısmının birinci
dereceden çarpışmayı (taşıtın dışındaki kişileri ve taşıtın kendisini içeren
çarpışma) en aza indirecek biçimde tasarlanmasıdır.
Taşıt
tarafından çarpılan yayalardaki en ciddi yaralanmalar, taşıtın ön tarafının
çarptığı kişilerde görülmektedir. İki tekerlekli taşıtlar ve binek
otomobillerini içeren kazaların sonuçları, binek otomobillerinin tasarımında
dikkate değer doğal enerji bileşenleri kullanılması, yüksek koltuk pozisyonu ve
temas noktalarının genişletilmesiyle çok az da olsa iyileştirilebilmektedir.
Binek otomobillerine uygulanan bu tür tasarım özelliklerinden bazıları
şunlardır:
- Hareket edebilir ön farlar,
- Gizlenmiş, durabilir cam silecekleri,
- Gizlenmiş yağmur olukları,
- Gizlenmiş kapı kolları,
- Katlanabilir yan dikiz aynaları,
- Esnek tamponlar.
Trafikte çok çeşitli boyut ve özellikteki taşıtlar bir
arada seyretmek durumunda olduğundan, hafif ve ağır taşıtlar arasında kazaların
olması da kaçınılmazdır. Bu taşıtlar arasındaki kütle, boyutlar ve yapısal
katılık farklılıkları nedeniyle küçük taşıtların aleyhine olan dengesizliğin
sonucu olarak, hafif taşıtların hasar riski daha yüksek olmaktadır.
Tasarımla ilişkili dış güvenliği
geliştirmek amacıyla ticari taşıtlara, ön ve arkadakilere ilave olarak, Şekil
2'de görüldüğü gibi yanal koruyucu saptırma elemanları yerleştirilerek; küçük
taşıtların, motosiklet, bisiklet sürücülerin ve yayaların bu taşıtların altına
girmeleri önlenmeye çalışılmaktadır.
2.3.2.2 İç Güvenlik
"İç güvenlik" terimi, bir
kaza durumunda, taşıtın içerisindeki kişilere etki eden ivme ve kuvvetleri en
aza indirecek, onlara yeterince hayati hacim sağlayacak ve kazadan sonra onları
taşıtın dışına çıkarmada kritik öneme sahip elemanların çalışmasını garanti
edecek önlemleri kapsar. Taşıtın içerisindeki kişilerin güvenliğini etkileyen
önemli faktörler şunlardır:
Taşıt gövdesinin deformasyon
davranışı,
Yolcu kabininin dayanımı, çarpışma
sırasında ve sonrasındaki hayati hacmin büyüklüğü,
Engelleme sistemi,
Çarpma alanları (taşıtın iç kısmı),
Direksiyon sistemi,
Taşıtın içindekilerin kurtarılması,
Yangından korunma.
İç
güvenliğin önemini vurgulamak amacıyla, sabit bir duvara 80 km/h hızla çarpan
bir otomobildeki yaklaşık 0,15 saniye süren bir kaza sırasında cereyan eden
olaylar önek olarak verilmiştir (10).
0,026. s : Ön tamponlar araca gömülür.
Araç, ağırlığının 30 katı kadar bir kuvvetle frenlenir. Eğer emniyet kemeri ve
hava yastığı kullanılmıyorsa, taşıttaki yolcular kabin içerisinde 80 km/h hızla
hareketlerine devam ederler.
* 0,039. s :
Sürücü, koltuğu ile birlikte 15 cm öne fırlamıştır.
* 0,044. s : Sürücü, göğüs kafesiyle direksiyona çarpar.
* 0,050. s : Taşıt ve içindekiler üzerine etkiyen
yavaşlatıcı * ivme, ~80 g (g: yerçekimi ivmesi, 9,81
m/s2) ye ulaşır, (uçuş simülatörlerinde yapılan denemelerde 6 g'lik bir ivmenin
etkisinde kalan bir pilotun yüzündeki tüm etlerin geriye doğru çekildiği,
kemiklerinin fırladığı görülmüştür). Yani, taşıt ve içindekilerin üzerine,
ağırlıklarının ~80 katı kadar kuvvetler etki etmektedir.
* 0,068. s : Sürücü, ~9 tonluk bir kuvvetle gösterge
paneline çarpar.
* 0,092. s : Sürücü, yanındaki
yolcu ile birlikte, aynı anda kafasını ön cama çarpar. Sürücünün yanındaki
yolcu, bu çarpma sonucunda kafasından ölümcül bir yara alarak dışarıya fırlar.
* 0,100. s : Direksiyon simidi tarafından tutulan
sürücü, tekrar aracın içine düşer. O anda ölmüştür.
* 0,110. s : Araç yavaşça geri çekilmeye başlar.
* 0,113. s : Sürücünün arkasında oturan yolcu (emniyet
kemeri yoksa), sürücünün seviyesine kadar yükselir ve kafasıyla ona sert bir
darbe yaparken, aynı anda kendisi de ölümcül biçimde yaralanır.
* 0,150. s : Cam ve çelik parçaları yere düşer, tekrar
sessizlik egemen olur.
Görüldüğü gibi, 0,2 saniyeden daha kısa bir süre
içerisinde her şey bitmektedir. Ortaya çıkan enerjinin, 1 ton ağırlığındaki bir
otomobili, yaklaşık 30 m yukarıya fırlatabilecek boyutlarda olduğu ifade
edilmiştir.
Sürücü ve yolcu sınırlama sitemlerinin amacı,
çarpışma anında sürücü ve yolcunun araç iç parçalarına çarpmasını engellemek ve
herhangi bir dış ve iç yaralanmaya sebebiyet vermemek üzere hareketlerini
sınırlamaktır. Bu amaçla, özellikle elastiki ve plastik uzama kapasiteli modern
emniyet kemerleri ve bunlarla birlikte kinematik hava yastıkları
kullanılmaktadır.
Emniyet kemerlerinin güvenlilik ve
verimlilikleri gerçek kazalarda kanıtlanmış olmakla birlikte, geliştirilmeleri
henüz tamamlanmamıştır. Çarpışma anında kemerlerin gerilmesi ile optimum koruma
elde edilmektedir. Gevşek emniyet kemerlerinde, kemer gerilene kadar
kullananların hareketleri engellenememektedir. Klasik emniyet kemerlerinin,
yapılarından kaynaklanan ve etkinliklerini sınırlayan şu eksiklikleri
bulunmaktadır:
Emniyet kemerine bir çekme bırakma hareketi
uygulandığında, bu hareket, kayışın bobin üzerine yığılmasına neden olabilir.
Ciddi darbe anında kayış kilitlense de, sürücü kayış sıkışana kadar öne doğru
hareket eder. Dolayısıyla gereksiz yere sürücünün kafasının direksiyon ve
gösterge paneline yaklaşmasına izin verir.
Belirli bir rahatlığı sağlamak amacıyla, vücut
ve kayış arasında bir miktar boşluk bırakmak kaçınılmazdır. Bu boşluğun etkisi,
1 no'lu maddeyle aynıdır.
Klasik emniyet kemeri
sistemleri kullanıcılar tarafından çalıştırılırken, Şekil 3 'te görülen ön
gergili otomatik sistemler, yolcu müdahalesi olmaksızın birkaç milisaniyede
fonksiyonel hale gelirler. Yeterli düzeyde bir ön darbe sırasında, genellikle
orta konsol içine yerleştirilmiş olan elektronik beyin, ön koltukların emniyet
kemerini sıkıştıran ön gerdirme mekanizmasını (Şekil 4) harekete geçirir ve üç
noktadan sınırlayan sistem otomatik olarak geri çekilerek optimum koruma
sağlanır. Emniyet kemerleri tek elle bağlanıp, çözülebilmelidirler.
Şekil 4 Ön gergili
emniyet kemeri gerdirme sistemi (12)
Şekil 5 'teki eğriler, % 5, % 50 ve % 95 lik
test mankenleri (dummy) ile yapılan çarpma testleriyle belirlenmiş yolcuların
kinetik enerjilerinin değişimini göstermektedir. Yolcuların kinetik
enerjilerinin bağıl hızın karesinin fonksiyonu olması nedeniyle, koruyucu
sınırlayıcıların kazanın ilk anlarında uygulanmasının avantaj sağladığı ifade
edilmektedir (13). Elektronik beyinin sarsıntılardan etkilenmeyecek biçimde
düzenlenmesiyle, taşıt ivmelenirken meydana gelebilecek gerilme
önlenebilmektedir. Bu ise, özellikle yüksek hızdaki çarpma durumlarında çok
büyük önem kazanmaktadır.
Şekil 5 Çarpma sırasında
yolcuların kinetik enerjilerinin değişimi (13)
Günümüzde kullanılmakta olan gerilmesi
sınırlandırılmış emniyet kemerleri, çarpışma sırasında araç hızının aniden
sıfıra düşmesi sonucunda, ön koltuklarda oturanların göğüs ve kalçalarının
emniyet kemerlerinin sıkmasından çok fazla etkilenmemeleri için, oluşan kuvveti
sınırlayan ve kısa bir zaman aralığına yayan sarma/kilitleme sistemiyle
donatılmaktadır (12).
Hava
yastıkları, emniyet kemerlerini tamamlayıcı olarak geliştirilen pasif güvenlik
elemanlarıdır, Şekil 6. Sistem, aracın yavaşlama ivmesini hesaplayan kendi
elektronik beyni tarafından yönetilir.

Şekil 6 Sürücü ve yolcu
hava yastıkları (11)
Elektronik beyin,
yeterli düzeyde bir ön darbe olduğunda, sürücü için direksiyon simidi içine,
sürücünün yanında oturan yolcu için de torpido gözüne yerleştirilmiş olan ve her
ikisinin kafalarını koruyacak biçimde şişen hava yastıklarını harekete geçirir.
60 litrelik bir hava yastığının dolma süresi yaklaşık 40 ms dir.
Yolcu sınırlama sitemlerinin önemli bir parçası
da, çarpışma sırasında vücudun alt kısımlarının enerjisinin absorbe edilmesi
için kullanılan diz yastığıdır. Ayrı diz yastığı, sistemin karmaşıklaşmasına ve
fiyat artışına yol açtığından, daha ucuz ve basit bir çözüm, Şekil 7 'de
görüldüğü gibi, aşağıya monte edilen yolcu hava yastığı (LMPAB) sistemine bir
diz yastığı eklenerek elde edilmiştir (13).
Şekil 7 Diz yastığı
eklenerek geliştirilmiş yolcu hava yastığı (13)
Hava yastığı ve emniyet kemerinin
tek başına ve birlikte kullanılmaları durumundaki yaralanma riskleri, hava
yastığıyla % 18, emniyet kemeriyle % 42, ikisinin birlikte kullanılmaları
durumunda ise, % 46 kadar azalmaktadır (15).
Yeni model taşıtlarda, yanal çarpmalara karşı
koruma sağlayan yanal hava yastıkları veya Şekil 8 'de görüldüğü gibi,
şişirilebilen koruyucu yan hava perdeleri de kullanılmaya başlamıştır. Yanal
hava yastıkları, sürücü ve yolcunun kolunun yastıkla kapı arasında sıkışma
riskini de önleyecek biçimde düzenlenmektedir.
Şekil 8 Koruyucu yan hava
perdeleri (16)
Boyun kırılması gibi, arkadan
çarpmalardaki darbe hasarlarını azaltmak üzere kafayı destekleyen boyunluklar
kullanılmaktadır. Hasar riskini daha da azaltmak amacıyla, Opel tarafından, kaza
sırasındaki işleyişi Şekil 9'da açıklanan aktif boyunluklar kullanılmaya
başlamıştır (17).

Şekil 9 Aktif boyunluk
(17)
Volvo, arkadan çarpmalarda görev
yapan bir koruma sistemini (WHIPS - whiplash protection system) Mayıs 1999'dan
itibaren uygulamaya almıştır. Arkadan çarpmalarda sistemin koltuğu gövdenin
geriye doğru hareketini izlemektedir. Böylelikle, gövdenin üst kısmı ile kafa
birlikte ve paralel olarak hafifçe ve dengeli bir biçimde geriye doğru
gideceğinden, gövdedeki gerilmeler azaltılmaktadır. Koltuğun arkası daha sonra
geriye/aşağıya doğru alçaltılarak, geriye fırlamaya ve tehlikeli kırbaçlama
hareketinin riskine karşı gelmektedir (16).
2.3.2.3 Taşıt Gövdesinin Deformasyon Davranışı
Amerika'da
1966 yılında yürürlüğe giren Motorlu Taşıtlar Güvenlik Kanunu'ndan sonra, bir
dizi yasal kısıtlamalar getirilmiştir. Bunlardan en iyi bilineni, bir otomobilin
sabit bir bariyere 48.3 km/h (30 mil/h) hızla önden çarpması durumunda,
yolcuların hayati tehlike oluşturacak boyutta yaralanmamaları şartıdır. Model
onayının alınması yapılan çarpma testleri ve diğer testlerde karşılanması
zorunlu olan şartlar aşağıda açıklanmıştır(5):
- Baş yaralanma kriteri (HIC - Head Injury
Criterion); Baş yaralanma kriterinin belirlenmesinde baş ivme değerleri
kullanılmaktadır ve müsaade edilebilir maksimum ivme değeri HIC < 1000 m/s2
değeriyle sınırlandırılmıştır.
- Göğüs yaralanma kriteri; göğüs kafesinin
müsaade edilebilir maksimum ivmesi, 60 g/3ms olarak sınırlandırılmıştır.
- Bacak yaralanma kriteri; kalçaya etki eden
kuvveti 10 kN olarak sınırlandırılmıştır.
- Diğer genel şartlar şunlardır (5):
- Yakıt deposunda sınırlı sızıntı olabilir,
- Çarpma sırasında kapılar açılmamalıdır,
- Çarpmadan sonra kapılar yeterince
açılabilmelidir,
- Ön camın koruduğu bölgeye taşıt parçaları
girmemelidir,
- Direksiyon simidinin yatay kayma miktarı,
< 10 cm olmalıdır,
- Yolcu mahallindeki kapaklar açılmamalıdır,
- Hayati hacim boyutları küçülmemelidir.
Bu şartların tamamlayıcısı olarak,
darbe durumunda enerji absorbe edebilme özelliği bulunan ön yapı, belirli ve
olabildiğince düzgün bir yavaşlama ivmesine sebep olmalıdır. Yolcu bölümü ise,
mümkün olabildiğince sağlam ve şekil değişimine karşı dirençli olmalıdır.
Eskinin ağır gövdeleri yerine, günümüzde uzay kafes (SF-space frame) sistemine
göre üretilmekte olan yüksek dayanımlı profillerden yapılan hafif gövdeler ve
çarpışma anındaki darbe kuvvetinin yolcu kafesine ulaşmadan sönümlenmesi için
eklenen ön deformasyon kuşakları, Şekil 10'da da açıklandığı gibi, çarpışma
anındaki kuvvetleri önemli ölçüde absorbe ederek hayat kurtarıcı bir fonksiyon
üstlenmektedir.

Şekil 10 Uzay kafes hafif
gövde ve darbenin sönümlenmesi
Çok sayıda eşitliğin çözülmesini
gerektirdiğinden, taşıt gövdesinin deformasyon ve enerji absorbe etme davranışı
bilgisayar sümülasyonları ile analiz edilmektedir. Bunun için, şasi ve tüm
gerekli elemanları dahil, taşıt gövdesinin binlerce elemana bölündüğü sonlu
elemanlar yöntemi kullanılır. Öncelikle önemli elemanlar incelenir.

Şekil 11 Akordeon
biçiminde
deformasyon (5)
Örneğin,
uzunlamasına darbe sönümleyici kirişlerin Şekil 11'de görüldüğü gibi akordeon
biçiminde deforme olması durumunda absorbe ettiği enerji, eğilmesi halinde
absorbe ettiği enerjiden daha fazladır. Bu ise, kirişin uygun tasarımı, levha
kalınlığı, kesit biçimi ve yolcu kabini ile taşıtın ön kısmına tutturulma biçimi
gibi faktörlere bağımlıdır.
Direksiyon sütununun üst ucunun arkaya doğru
maksimum yer değiştirme miktarı yasal olarak sınırlandırılmıştır. Uzunlamasına
ve yanal çarpmalarda deforme olabilmesi için, direksiyon millerinin alt
kısımları katlanabilir üniversal mafsallı, muhafazaları yarıklı veya körüklü vb.
yapılmaktadır.
Karşıdan çarpmalarda sürücünün ayağındaki
baskıyı ve muhtemel bacak hasarlarını azaltmak üzere pedal serbest bırakma
sistemleri (PRS - pedal release system) kullanılmaktadır (17). Yolcu tutucu
sistemler de ergonomik olarak tasarlanmalıdır.
Kaza sonrasında taşıtın yanma riskini azaltmak
için yakıt deposunu korumak üzere ön deformasyon sacı kullanılmakta, yakıt
boruları deformasyon bölgesi dışına alınmakta, ayrıca, yolcu bölümündeki yangın
tehlikesini azaltmak üzere, yanmaya karşı dirençli malzemeler kullanılmalıdır
(18).
Çarpışmalarda güvenlik artırıcı sistemlere çok
ihtiyaç vardır. Ancak, taşıtların yapısal tasarımları sadece güvenlik temeline
dayandırılmamaktadır ve ayrıca, birçok tasarım amacı birbirleriyle
çatışabilmektedir. Örneğin özellikle aracın ön darbelere karşı mukavemetli
olması için, ön kısmı ile yolcu bölümü arasında deforme olabilen fakat sağlam
bir bağlantı olması istenmektedir. Bu bağlantının ses geçirgenliği ise
istenmeyen bir durumdur. Çünkü, motor sesi bu ses köprüsü vasıtası ile yolcu
bölümüne iletilmekte ve şartlara bağlı güvenliği olumsuz yönde etkilemektedir.
Günümüzde, amaçlanan bu tasarım karmaşalarının çözümü, bilgisayar simülasyonları
yardımıyla olmaktadır.
3. Sonuç
Trafik güvenliği, insan, taşıt ve yolun sağlıklı
etkileşimine bağımlı çok yönlü bir konudur. Ülkemizde 1997 yılındaki kazaların %
97,3 'ü, sürücülerin kişisel hatalarından kaynaklanmıştır (2). Bu nedenle,
güvenli ve verimli bir trafik düzeninin sağlanması için çözümlenmesi gereken
esas problem, çeşitli ve çok sayıdaki taşıt kullananların eğitimidir.
Çarpışmalar saniyenin
kesirleri kadar kısa sürelerde bitmektedir ve açığa çıkan enerji çok büyüktür.
Çarpışma anında sürücü ve yolcunun araç iç parçalarına çarpmasını engellemek ve
herhangi bir dış ve iç yaralanmaya sebebiyet vermemek üzere kullanılan hava
yastığı ve emniyet kemerinin tek başına ve birlikte kullanılmaları durumundaki
yaralanma riskleri, hava yastığıyla % 18, emniyet kemeriyle % 42, ikisinin
birlikte kullanılmaları durumunda ise % 46 kadar azalmaktadır (15). Bu yüzden,
sürücü ve yolcu sınırlama sistemleri mutlaka kullanılmalı, taşıtta
bulundurulması ve kullanılması yasal zorunluluk olmalıdır.
Kazaların şiddeti birinci derecede taşıt hızı
ile ilişkilidir. Taşıtların kinetik enerji değişimleri ve dolaysıyla kazaların
şiddeti hızın karesinin fonksiyonu olduğundan, trafikteki hız sınırlamalarına
mutlaka uyulmalıdır.
Taşıt imalatçıları, teknolojik gelişmelere
paralel olarak kazalara neden olabilecek sürücü kusurlarını en aza indirmek
üzere yoğun çaba harcamakta, çeşitli akıllı sistemleri uygulamaya
sokmaktadırlar. Bu sistemlerin etkinliği ölçüsünde sürücü istese de bazı
hataları yapamayacaktır. Ancak, taşıt güvenlik sistemleri ne kadar verimli ve ne
kadar akıllı olurlarsa olsunlar, güvenli kullanım alışkanlıklarının yerini
alamayacaklarından, trafik güvenliğindeki en önemli faktörün, insanların bu
konuda bilinçlendirilmesi olduğu söylenebilir.